'Şam’da başlayan komplo bugün tüm Suriye’ye yayıldı’

  • 09:05 10 Ekim 2018
  • Güncel

 

Devrim Amed
 
QAMIŞLO - Abdullah Öcalan’ın o dönem herhangi bir saldırıyı göğüsleyecek güçte olmayan Suriye’yi korumak için Şam’dan çıktığını belirten Zeynep Cilo, “Suriye devletinin savaşa girme riskini siyasi ahlakı gereği yerinde görmedi. Komplo tüm Ortadoğu halklarına yönelik yapıldı ve Şam’da başlayan komplo bugün tüm Suriye’ye yayıldı. Bu kaosa tek çara demokratik ulustur” dedi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesiyle sonuçlandırılan 9 Ekim uluslararası komplosunun üzerinden 20 yıl geçti. Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkışıyla başlayan komplo bugün, İmralı’da sürdürülen tecrit ve Ortadoğu’nun kan gölüne dönüştürülmesiyle devam ediyor. Suriye’de bulunduğu süreçte Abdullah Öcalan ile aynı ortamda bulunan Zeynep Cilo, yaşanan süreci değerlendirdi. 
 
‘Kürt sorununun çözülmesini istemediler’ 
 
“Şam’da başlayan komplo bugün tüm Suriye’de yürütülüyor, bunun çözümü demokratik ulustur"  diyen Zeynep, komplonun çok daha eski bir tarihe dayandığını söyledi. Türkiye ve Ortadoğu’nun kaosa sürüklenmek istendiğini ifade eden Zeynep, “Dış güçler Kürt sorununun Türkiye’de çözüme kavuşmasını istemiyorlardı eğer Türkiye içinde çözülürse onlar emperyal oyunlarını çok rahatlıkla gerçekleştiremeyeceklerinin bilincindeydiler. Hegemon güçlerin bugün Suriye ve Irak üzerinde yürüttüğü siyasetin temelleri o zamanlara dayanmaktadır. Bu da özünde Ortadoğu'ya müdahale anlamına gelmektedir” dedi. 
 
‘İlk komplo 1996 yılında başladı’ 
 
1996 yılında bomba yüklü bir arabanın Abdullah Öcalan’ın Şam’daki evinin önünde patlatıldığını ifade eden Zeynep, bunun ilk komplo olduğunu dile getirdi. 1996 yılından sonra Türkiye’nin artık açık bir şekilde Suriye üzerinden tehditlerini sürdürdüğünü ve “Öcalan Suriye’den çıkmazsa savaş başlatacağız” dediğini aktaran Zeynep, “Gerek Türkiye ve gerekse de İsrail tarafından Suriye’ye  baskılar artıyordu. Tüm hareket alanları kapatılmıştı. Siyasi ve diplomatik olarak baskıları ile bir daraltmayı yaşattılar. Bu komploda esas rolü Türkiye’ye vermişlerdi"  diye konuştu. 
 
‘Suriye’yi korumak için çıktı’ 
 
Abdullah Öcalan’ın Suriye üzerinden devam eden savaşı gördüğünden dolayı Suriye’yi koruduğunu ve saldırılara mahal vermemek için çıktığını ifade eden Zeynep, şöyle dedi: "Suriye rejimi var olan saldırıları göğüsleyecek güçte değildi ve tehdit çok da ciddiydi. Yine Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek iki ülke arasında arabulucu olarak Suriye’yi ikna etmek istedi. Suriye Hükümeti çok ciddi bir şekilde tehdit ediliyordu. Bunca yardıma rağmen Önderliğimiz Suriye devletinin savaşa girme riskini siyasi ahlakı gereği yerinde görmedi. Önderliğimiz birçok çevre ile görüşmelerde bulunarak siyaset ve diyalog yolunu açmaya çalışıyordu."
 
‘Yeni bir arayış içerisindeydi’
 
Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışını anlatan Zeynep, “Önderlik bir yurtsevere pasaport için bir foto çekmesinin gerekli olduğunu belirtti. Yeni bir düşünce doğururcasına bir arayış içindeydi. Suriye’den çıkacağını netleştirdikten sonra yine de Önderliğmize güvenimiz sonsuzdu. ‘Bu halkın kaderini, halkın ve bu mücadelenin geleceğini bizden daha iyi biliyor’ derdik. Ondan eğitim gören insanlar olarak çok etkileniyorduk. Her ne kadar açık bir şekilde yaşanan süreci ve olanları bize aktarmazsa da sürekli olası filli durumda Önderliğin olmayacağı koşullarda nelerin olacağını da belirtiyordu. Halk ve hareket olarak hiç bir zaman Önderliksiz bir yaşamı düşünemedik düşünmüyoruz da" ifadelerini kullandı.  
 
‘Komplo Rojava halkını sarstı ama devrimle yanıt verdi’ 
 
Abdullah Öcalan’ın Kuzey Suriye’de kadın mücadelesi ve Kürt halkının kurtuluş mücadelesi için çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Zeynep, halkın da ona büyük bir bağlılığı olduğunun altını çizdi. Bu yüzden de çok sarsıldıklarını belirten Zeynep, bugün “Rojava devrimi” ile bu komploya yanıt verdiklerini dile getirdi. 9 Ekim komplosunun bugün farklı şekillerde devam ettiğinin altını çizen Zeynep, “Ama Rojava demokratik ulus paradigmasıyla tüm halklara umut ve esin kaynağı olmuştur. Halklar milliyetçilikten arındı, hiçbir mezhepsel ve ulusal çelişkinin çatışma nedeni olmadığının farkına vardı. Komployla tek amaçları Ortadoğulu halkların umudunu karartmaktı ama Önderliğimiz esaret altında olmasına rağmen böyle büyük bir projeye imza attı” dedi. 
 
‘Barış projesi tutsaydı Türkiye bu durumda olmazdı’
 
Abdullah Öcalan’ın her zaman Kürt sorununun barışla çözüleceğini söylediğini aktaran Zeynep, şöyle devam etti: “Önderliğimiz hem farklı siyasi çözüm arayışlarında bulunuyordu hem de paradigma değişiminin yoğunlaşmasını yaşıyordu. İmralı sürecinde değişimini yaptığı paradigmayı henüz Şam’dayken yapmak istiyordu. Hem bu konuda bir yoğunlaşması vardı hem de bunun üzerine bir fikir terapisi yapıyordu. Avrupa’da da barış girişimlerini sürdürdü. Türkiye Önderliğimizin barış projesine doğru yaklaşsaydı bugün çok daha farklı bir durumda olurdu. Türkiye eğer o zaman Öndreliğimizin belirttiği çerçevede bir sağduyu geliştirseydi üzerinden bu tür dış pazarlıklar olmazdı. Bu komplo tüm halklara karşı. Demokratik ulus projesini ve paradigmayı anlamamız gerekiyor. Kuzey Suriye halkı olarak yürütülen siyaseti görerek ona göre kapsamlı bir mücadele verebiliriz. Kürt sorunu çözüme kavuşmadığı sürece ne Kürt halkı ne de Ortadoğulu halklar esas çözüme kavuşabilirler. Özellikle de Kürt halkı üzerinden imha ve inkar siyaseti sona ermediği sürece bölgede hiç bir kalıcı çözüm gerçekleşemez. Komplo Şam’da başladı şimdi tüm Suriye’de devam etmekte, bunun esas çözümü de demokratik ulus projesidir."