Kadınlar Mor Mekan’da: Erkek egemenliğine karşı birlikte güçleniyoruz

  • 09:04 17 Ekim 2018
  • Güncel

 

İSTANBUL - Feminist özsavunma ile çıkış noktasını yakalayan kadınlar, Mor Mekan’da bu çıkışı erkek egemenliğine karşı geliştirilmiş bir bilinçle sürdürmeyi hedeflediklerini belirterek, bu bilinci yapacakları atölyelerle güçlendirmek istediklerini söyledi. 
 
Kadın Savunma Ağı tarafından geçtiğimiz günlerde Mor Mekan isimli yeni bir mekan açıldı. İstanbul Kadıköy’de açılışı gerçekleştirilen Mor Mekan’ın bir yıldır hayalini kurduklarını dile getiren kadınlar, bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşıyor. Mor Mekan’ın sadece kadınlara özel bir alan olduğunu söyleyen Kadın Savunma Ağı’ndan Fulya Dağlı, Mor Mekan’ın kadınların kendilerini güvende hissetmeleri, mücadeleye ve yaşamlarına dair deneyimlediklerini ve duygularını birbirleriyle paylaşmak adına kurulan bir mekan olduğunu vurguladı.  
 
“Özgür bir yaşamı kurma hayalini feminist ilkelerle kurmak istedik” diyen Fulya, “Bunun için nasıl yaparız, nasıl ederiz, diye konuşurken yerleşmeye başladık. Ardından neler yapabiliriz diye konuşmaya başladık. 2016 yılında düzenlediğimiz MorFest bize çok ilham verdi. MorFest’te çeşitli atölyeler yapmıştık. Bir kısmı üretim atölyesi bir kısmı feminist tartışma atölyesi. Bir de mücadeleye dair konuştuğumuz genç bir kurulumuz olmuştu. Gördük ki biz bu üretim atölyelerinde kendimizi, ilgi alanlarımızı keşfediyoruz. Kendimize güvenimizi artırıyoruz. Ürettiklerimizi paylaşabiliyoruz” dedi. 
 
Çeşitli atölyelere ev sahipliği yapacak
 
Mor Mekan’ın bir ayağının da tartışma atölyeleri olacağını dile getiren Fulya, “Elbette herkesin kendine dair bir feminizmi var. Biz bunu tartışmaya açıp bundan bir ortak tema çıkarabiliyoruz ya da çeşitliliklerimizi konuşabiliyoruz. Bu gerçekleştirdiğimiz büyük forumda da feminist mücadeleye, kadın savunmasına dair ortak fikirler geliştirebiliyoruz. Seramikten tutalım flamenkoya kadar çok geniş perspektifte üretim atölyeleri, dans atölyeleri var. Bunların arasında beden-cinsellik dans atölyesi var. Flört şiddeti atölyesi var. Cinsel istismarla mücadelede sorumluluklarımız atölyesi var. Bir diğeri de belki bizim temel çıkış noktamız olan feminist özsavunma atölyesi” ifadelerini kullandı.
 
‘Çıkış noktamız feminist özsavunma’
 
Feminist özsavunmanın kendileri için önemli bir çıkış noktası olduğunu vurgulayan Fulya, bu çıkışı şu sözlerle anlattı: “Çünkü feminist özsavunma derken her birimizin kendi yaşamında uğradığı erkek egemenliğine karşı topyekün geliştirilmiş bir bilinçten bahsediyoruz. Biz feminist özsavunma derken şunu çok önemli buluyoruz; Yalnızca fiziksel bir müdahaleyi ya da fiziksel bir hareketi, aracı tartıştığımız bir atölye değil. Biz biliyoruz ki bizim yaşadığımız erkek şiddeti ataerkilden kaynaklı. Toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı şiddet. O nedenle toplumsal cinsiyet rollerine karşı geliştirdiğimiz feminist bilince ve yaklaşımlarımızın toplamına biz ‘feminist öz savunma’ diyoruz. Bu nedenle atölyelerimizi de aslında toplumsal cinsiyet, ataerki tartışmasıyla başlayıp sınırlarımızı, hayırlarımızı konuşarak ilerletiyoruz. Kadın Savunma Ağı olarak çizgimizi biraz da buraya koyuyoruz.” 
 
‘Kendine ait bir oda’
 
Mor Mekan’da kadınların birbirleriyle olan ilişkilerinin eşit bir şekilde olacağını kaydeden Fulya, o yüzden Mekan’da “kendine ait bir oda” yaptıklarını söyledi. Fulya, “İstiyoruz ki oraya kadınlar gelsin, dinlensin, yazsın, çizsin, düşünsün ya da müzik dinlesin. Ne yapmak isterse yapsın. O oda kadınlara ait bir oda. Büyük salonumuzda büyük katılımlı atölyelerimizi, panellerimizi, seminerlerimizi, film atölyelerimizi gerçekleştireceğiz. Ayrıca 2 tane de atölye odamız var. Farklı farklı odaları farklı farklı atölyelerin yapılması için kullanacağız” diye konuştu. 
 
‘Saldırılara karşı yalnız değiliz’
 
AKP Hükümeti’nin kadına yaklaşımına değinen Fulya, “AKP-Saray iktidarı, faşizmiyle birlikte kadın düşmanlığı kurucu bir ayak haline geldi. Sıra sıra saldırılar baş göstermeye başladı. Bunlardan en büyükleri nafaka. Aslında bekliyorduk. Çünkü 16 yıl boyunca iktidar bize kendi karakterini göstermişti. Bu saldırılara karşı biz yalnız değiliz. Burada birbirimizi korumamız gereken bir feminist özsavunma bilinci var ve o bilinç örgütlü bir mücadele. Kadın Savunma Ağı’nı da bu temelde kuruyoruz” dedi. 
 
‘En büyük amacımız kadınların kendilerini var edebilmeleri’
 
Kadın Savunma Ağı’ndan Gülçin Polat ise, Mor Mekan’ın başlangıçta bir hayal olduğunu ve bunu gerçeğe dönüştürdüklerini dile getirdi. Gülçin, “Biz bu mekanı açmadan önce üzerimizde olan baskının farkındaydık. Aileden, erkekten, devletten sürekli var olan bir şiddetle karşı karşıyayız. Kadınların özgürleşebilmesi için böyle bir mekanın gerekliliğini düşündük. Bu mekanın şiddetten uzak, kadınların kendi öz gücünün farkına varabilecekleri, kendi öz saygılarını kazanabilecekleri bir mekan olmasını amaçladık. Mor Merkez’i kurarken tüm kadınların hayalini, tüm kadınların kendi gücünü gösterebilecekleri alanda bu bilinci önem olarak aldık. En büyük amacımız kadınların burada kendilerini var edebilmeleri” diye belirtti.
 
‘Ezberimiz birlikte güçlü olmak’
 
Kadın Savuma Ağı’ndan Ayşenur Güray da, Mor Mekan’da yapılacak olan feminist özsavunma atölyelerine değindi. Atölyelerin sadece fiziksel bir anlayış doğrultusunda olmadığını dile getiren Ayşenur, bununla birlikte şiddeti tanımlayabilmek, şiddetin kaynağını kavrayabilmek, toplumsal şiddet alanında o şiddetin ne anlama geldiğini bilmek olduğunu kaydetti. Feminist özsavunmanın kocaman bir kavram olduğunu ifade eden Ayşenur, kadınlar açısından bunun bir yaşam savunusu olduğunu vurguladı. Ayşenur, şöyle devam etti: “Çünkü feminist özsavunma bireysel bir savunmanın ötesinde. Amaç gündelik yaşamdaki şiddetin karşısında yaşamı savunmanın önemiyle birlikte o şiddetin kaynağına karşı savunmayı birlikte ve örgütlü gerçekleştirebilmek. Bu da bizim ezberimiz olan birlikte güçlü olmak kavramında açığa çıkıyor. Mor Mekan’da böyle bir anlayışla atölyelerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu mücadeleyi psikolojik, duygusal, fiziksel güçlenmeyle beraber tüm yaşamımıza yedirebilecek ve onu iktidara yönlendirebilecek bir güçlenme mücadelesi olarak tanımlayabiliriz.”