Sokağın sesi hem tepkili hem de temkinli: Konuşursam tutuklarlar

  • 09:08 20 Ekim 2018
  • Emek/Ekonomi

 

Safiye Alagaş
 
İSTANBUL - Ülkede artan işsizlik ve ekonomik kriz ile ilgili nabzını tuttuğumuz İstanbul sokakları, iktidarın baskılarından nasibini almamak için temkinli. Kameraların kapatılmasını isteyen ya da ismini vermek istemeyen yurttaşların ortak tepkisi ise, “Ne anlatayım. Ben konuşmayayım. Konuşursam kötü konuşurum, sonra tutuklarlar” oluyor. 
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de işsiz sayısı 3 milyon 409 bin. Aynı kurumun verilerine göre istihdam edilenlerin sayısı ise 2018 yılı Ocak döneminde, 2017 yılının Ocak ayı dönemine göre 1 milyon 357 bin kişi artarak 28 milyon 29 bin kişi, istihdam oranının ise 1,6 puanlık artış ile yüzde 46,4 olduğu ileri sürüldü. TÜİK verileri istihdam oranının arttığını ileri sürse de, yaşanan ekonomik krizden dolayı küçük esnaf kepenk kapattı. Birçok işveren, çalışanların işine son verdi. 
 
Sokaktaki halk ise, yaşananlara karşı tepkisini dile getirirken dahi temkinli yaklaşıyor. İstanbul sokaklarına çıkıp gündemin nabzını tuttuk. Sorularımıza oldukça temkinli yaklaşan yurttaşlar, ya ismini vermek istemiyor ya da kayıttan çıkmamızı istiyor. Ortak tepki ise, “Ne anlatayım. Ben konuşmayayım. Konuşursam kötü konuşurum, sonra tutuklarlar” oluyor.
 
Sokağın tepkisi: Konuşursam tutuklarlar
 
Ekonomik krizin etkilerini sormak için yanına yaklaştığımız çiçek satan bir kadın, önce “çekme” diye tepki gösterirken, kameralar kapatıldıktan sonra ise “Ne anlatayım. Halimizi görüyorsunuz. Ne yaptıysak kendimiz yaptık. Verdik oyları sonrada ortada kaldık” diyor. Sokaktan geçen başka bir kadın, uzattığımız mikrofona “Ben konuşmayayım. Konuşursam kötü konuşurum, sonra tutuklarlar” şeklinde tepkisini dile getiriyor. 
 
'Türkiye'de iş kalmadı'
 
“Türkiye’de iş kalmadı” diyen Selda Soydemir, "Herkes sürünüyor. Beni konuşturmayın çok kötü konuşurum. Bir maaşla geçinemiyoruz. Ev, kira ne yapabiliriz? Hadi çözüm bulsunlar çözüm. Hanemde işsiz yok ama arkadaşlarımın eşleri işsiz. Benim eşim 20 yıldır aynı yerde çalışıyor. Asgari ücret alıyor. Kiralar uçmuş. Kiralar 2 bin TL. Nasıl vereceğiz? Hadi hesap versinler bakalım. Var mı bir çözüm?" diye soruyor. 
 
'Konuşturtmayın beni, küfür edeceğim içeri alacaklar'
 
TÜİK'in verilerinin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Selda, tepkisini şöyle dile getirmeye devam ediyor: "Kıymanın kilosu 45 TL olmuş. Birçok gıdanın hormonlu, ilaçlı olduğu söyleniyor ne yiyeceğiz? Hap çıkarsınlar, hap yutalım hapla yaşayalım. Ne yapalım? Çok sinirliyim, çok doluyum konuşturtmayın beni. Küfür edeceğim içeri alacaklar beni. Olacak iş değil. Bu kadar insana yazık. Hadi biz büyüdük. Çocuklarımıza yazık. İki çocuk annesiyim, çocuklarım için çok üzülüyorum. Nereye gidecek bu ülkenin sonu? Battı bu ülke. Herşey çok pahalı. Aybaşını nasıl getireceğimizi bilmiyoruz. Aybaşı ile ay sonu bizim için aynı oluyor. Birçok insan bu durumda. Nasıl bir çözüm bulacaklar bilmiyorum. Ben çözüm bulacaklarına artık kesinlikle inanmıyorum."
 
'Çevremde çok fazla işsiz var'
 
İşsizlik oranının verilerin çok daha üstünde olduğunu dile getiren Sevinç Kocaman ise, çevresinde çok fazla işsiz olduğunun altını çiziyor. Üniversite mezunlarının şuan işsiz olduğunu anımsatan Sevinç, "Üniversite mezunu, üniversite mezunu olmayan çok fazla işsiz olduğunu görüyorum, duyuyorum. Ben bir işverenim kendi iş yerim var. Çalışanlarımın arkadaşları, eşleri, dostları, komşular, annemin komşuları birçok insan var. İşsizlik oranını neye bağlayacağımızı hepimiz biliyoruz.  Türkiye'nin üretime dayalı bir politikası yok. Her şey hazır, her şey ithal. Üretimin olmadığı bir yerde, enflasyon, işsizlik en doğal sonuç. Birçok fabrika kapatıldı. Şeker pancarı, kağıt fabrikası kapatıldı. Şuanda kırtasiyeden bir defteri geçen yılın üç katı fiyatına alıyorsunuz. Bir kalemi üç katı fiyatına alıyorsunuz. Alınabilirlik artık mümkün olmamaya doğru gitmeye başladı. Kendi iş yerim var. Bize gelen insanlar, kendi müşteri profilimden de çok fazla işten çıkarılmış insanlar var. Bankalardan, ilaç firmalarından işten çıkarılmış insanlar var. Bu insanlar müşteri potansiyeli olan insanlar. Bunların gelmediğini düşünürseniz işiniz düşer. Bizde şuan geçen yıla oranla, yüzde 30-40 oranında ciddi bir düşüş var. Her şeyin fiyatı 2-3 katına ulaşmışken."
 
‘Eski iş yerime dönmek zorunda kaldım’
 
İsmini vermek istemeyen başka bir kadın da, ekonominin her geçen gün kötüye gittiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Fiyatlar çok yükseldi. Bu krizden çok etkilendim. Bir iş yerinde yemek yapıyorum. Asgari ücretle çalışıyorum yetmiyor. İşten çıktım ama tekrar aynı yere işe girmek zorunda kaldım. Maaş az olduğu için ayrıldım. İş bulamadığım için de tekrar başladım. Krizden çok fena etkilendim. Kredi kartımı bir türlü kapatamıyorum. Çocuğumun masrafları, giderleri çok fazla. Markete gidiyoruz en uygun şeyi almak zorunda kalıyoruz. Bir poşet bile dolmuyor. Buradan yetkililere sesleniyorum; Asgari ücretin yükselmesini istiyorum. Asgari ücret en az 3 bin TL olacak ki güzel bir şekilde geçinebilelim. İşsizliğin ortadan kalkması için önce ürünlere getirilen fiyatların düşürülmesi gerekiyor. Öyle olursa belki biraz düzelir ama oda belki. Nerede ne uygun varsa onu arayıp buluyoruz. Oda kalitesiz oluyor. Bulgurun en ucuzunu alıyoruz. Onun da içinde taş var.”