‘Propaganda yapmaya değil yaşam alanlarını savunmaya geliyoruz’

  • 09:06 27 Ekim 2018
  • Ekoloji

 

Sibel Özalp
 
İZMİR - Türkiye’nin yaşadığı ekolojik krizin temel nedenlerinden birinin de sorununun politikleştirilmemesi olduğunu belirten Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli, “Yeşil Sol ya da HDP propaganda yapmaya değil yaşam alanını savunmaya geliyor. Yavaş yavaş bunu aşmamız lazım. Bu iş siyasallaşarak olur” dedi.
 
Erk zihniyetinin kadına ve tüm canlılara yönelik tahakküm anlayışı, doğayı da rant aracı haline getirerek büyük bir tahribatın oluşmasına neden oldu. Ekolojik tahribatın ve yıkımın giderek yoğunlaştığına ve politik olduğuna dikkat çeken Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü ve Çevre Mühendisi Eylem Tuncaelli, "Sermaye küreselleşiyor, biz yabancılaşıyoruz. İklim değişimi, çevre ve sosyal sorunları çözmede kuvvetli bir demokrasi olmadan başaramayız. Biz, biyoçeşitliliği ve ormanları, okyanusları, buzulları içeren kritik ekosistemi korumak ve eski haline getirmeyi amaçlamalıyız" dedi.
 
'Hava benim cebimdeki mendil midir kirlensin(!)'
 
Türkiye’nin ekolojik krize ilişkin herhangi bir tazmin, hasar giderme, eski haline getirme veya iyileştirmeye dönük bir adım atmadığını belirten Eylem, şuandaki ekonomik krizi aşabilmek için doğayı ham madde deposu olarak kullanma algısının olduğunu da kaydetti. "Türkiye'nin en büyük problemi kirleten öder prensibi” diyen Eylem, ekolojinin de böyle yönetildiğini dile getirdi. “Hatta ne kadar paranız varsa o kadar kirletebilir aşamasındasınız" ifadelerine yer veren Eylem, şöyle devam etti: “Bir yatırım yapılacaksa gelişim yönünde yapılmalı. Bu ülkede 'hava benim cebimdeki mendil midir kirlensin!' diyen bir bakan vardı. Şimdi de bu kadar sorun var ve artık ciğerlerimize battı. Nefes alamıyoruz. Dilovası kanser ovası haline gelmiş durumda." 
 
‘Ekolojik krizden en çok yoksullar etkilenir’
 
Her yıl sel nedeniyle insanlar ölürken, hala akarsuyu ranta açıp para kazanma derdi olduğunu dile getiren Eylem, “Bizim yaşam alanlarımızın giderek daraltılması, betonlaşma, yeşilden uzaklaştırılmamız ve böylece kendi sürecimizden kopuşla bir yağma ve talan şeklinde özetlenecek bir durum var" dedi. Oysa suyun, toprağın, havanın kaynakların sınırlı olduğunu vurgulayan Eylem, yaşanan her türlü krizden önce etkilenecek olanların yoksul kesimler olduğunun altını çizdi. 
 
‘5 milyon iklim mültecisi var’
 
Küresel iklim değişikliği nedeniyle göçlerin başladığını, 5milyon üzerinde iklim mültecisi olduğunu söyleyen Eylem, “Kimler bunlar, yoksul insanlar. Kanada'daki kirlilik geliyor yoksul insanları vuruyor. Türkiye'de de en büyük ekolojik iklim kirlilikleri hep yoksul insanların yaşadığı yerlerde olmuştur" ifadelerini kullandı.
 
'Ekoloji sorunu politikleştirilemiyor'
 
Kadınlar başta olmak üzere bu krizlerden etkilenen her kesimin bir araya gelip mücadelelerini örgütlemesi gerekliliğine vurgu yapan Eylem, en temel sorunlardan birinin de ekoloji sorununun politikleştirilemediği olduğunu belirtti. Ekoloji krizlerinin yaşandığı durumlarda bunun politikleşmesinden korkan insanların, hareketlerin siyasi partilerle yan yana gelmek istemediklerini ifade eden Eylem şöyle devam etti: "Ama kanunu, mevzuatı o partiler aracılığıyla değiştirebilirsiniz. Bu partiler oraya sizi partileştirmeye gelmiyorlar. Yeşil Sol ya da HDP gelirken kendi propagandasını yapmaya gelmiyor. Oradaki yaşam alanını savunmaya geliyor. Yavaş yavaş bunu aşmamız lazım. Bu iş siyasallaşarak olur.”
 
'Çevre ve etrafındaki müteahhitler bakanlığı(!)'
 
Türkiye'nin ekoloji politikalarını uygulama ve yönetme açısından eksik olduğunu kaydeden Eylem, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 'Çevre ve etrafındakileri müteahhitler bakanlığı' haline geldi. Ben mühendisim ve kentsel dönüşüme şu anlamda karşı değilim. Yerinde dönüşüm olsun. Yani mahalle sakinleri yine orada yaşamaya devam edecek. Sizi hatıralarınızdan koparmayacaklar. Ama daha rahat ve ferah yerlerde yaşayacaksınız. Bizdeki kentsel dönüşüm nasıl işliyor. Rantsal dönüşüm şeklinde. Sulukule'de yaşayan insanlar kent dışına bir yere sürgün edildiler. Diyarbakır Sur'da keza yine benzer uygulama oldu” diye konuştu.
 
'Bütün Türkiye aynı anda sigara yaksa Dilovası kadar hava kirlenmez'
 
Eylem son olarak şunları kaydetti: “İnsanlar ilk sigara yasağı geldiğinde 'AKP'nin bu politikasına ne diyorsunuz, artık dumansız hava sahası var' dediler. Hadi canım, biz bütün Türkiye aynı anda sigara yaksak Dilovası kadar havayı kirletmeyiz. Madem dumansız hava sahası istiyorsunuz önce Dilovası'nda dumansız hava sahası olsun. Yatağan'da dumansız hava sahası olsun. Bu politikalar gözümüzü boyayan bizi oyalayan noktalar. Bize biçilen rolü bazen farkında olmadan gönüllü oynuyoruz. Ülkede hava kirliliği almış başını gitmiş ama dumansız hava sahası hükümetin yaptığı çok ciddi bir destek buluyor.”