‘Tutsakların sağlıklı yaşam hakları ellerinden alınıyor’

  • 09:06 29 Ekim 2018
  • Güncel

 

Safiye Alagaş
 
İSTANBUL - CİSST Yönetim Kurulu Üyesi Berivan Korkut, cezaevlerinde kapasite fazlalığı nedeniyle tutsakların sağlıklı bir ortamda yaşama hakkının engellendiğine ve hastane sevklerinin bir işkenceye dönüştüğüne dikkat çekerek, “Kadınlar erkek jandarmanın yanında hastalığını anlatmak zorunda kalıyor. Kelepçeli muayene sağlık hakkına erişimi engelliyor” dedi.
 
Cezaevlerindeki kapasite fazlalığı tutsak ve hükümlülerin hayatının tümünü etkiliyor. Koğuşların kalabalığından hijyen sorunlarına ve kelepçeli muayeneye kadar her gün yeni bir hak ihlali yaşanıyor. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Yönetim Kurulu üyesi Berivan Korkut, kapasite fazlalığının sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, “Hapishanelerde ranza sayısını artırma, koğuşların alanlarını küçültme gibi kapasite artışına gidildi. Zaten bu başlı başına mahpusların kullanım alanlarında bir daralmaya yol açmıştı. Şuan biz bir kapasite fazlalığından bahsediyoruz. Bu ilk aşamada mahpusların sağlıklı bir ortamda yaşama haklarını ellerinden alıyor. Nasıl ellerinden alınıyor? Yatacak sağlıklı bir alanları yok. Psikolojik olarak kendileri için ihtiyaç duyulan özel alanlar, ortamlar kaldırılmış durumda. Hijyen konusunda kalabalıktan kaynaklı çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Aynı şekilde temiz havaya ulaşma, spor yapma ve benzeri aktiviteler, mutfak, banyo, tuvalet gibi ortak kullanım alanlarının sayıya göre az olması gibi. Temel hijyen sorunu mahpusların sağlığını aslında doğrudan özellikle uzun vade de çok etkiliyor” dedi.
 
‘Sevklerde ciddi sorunlar yaşanıyor’
 
Geçmişten beri hastane ve revire çıkma noktasında ciddi gecikmelerin yaşandığını dile getiren Berivan, kapasitenin fazla olmasından dolayı bu sorunun çok üst düzeylere ulaştığını vurguladı. Bazı tutsak ve hükümlülerin 3 ay doktora gidemediklerini söylediğini dile getiren Berivan, “Aynı şekilde revirde ciddi bir yığılma olduğu için aile hekiminin verdiği hizmet kalitesi çok düşük. Çok kısa sürelerle görüşmek zorunda ve doğru tetkikleri yapmama ile karşı karşıya kalıyorlar. İkinci bir sorun hastane sevkleri. Geçmişte de bu konuda sıkıntılar yaşanıyorken şimdi had safhaya ulaştı. Çünkü kapasite fazlasıyla beraber onu karşılayacak personel alımına gidilmedi. Mahkemeye öncelik verildiği için hastane sevklerinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Özellikle son dönem yapılan ringler konusunda mahpuslar tarafından çok fazla şikâyet alınıyor. ‘Tek bölmeli odalar, havasız, hijyenik değil kımıldayamıyoruz’ diyorlar. Özellikle sağlık sorunu yaşayan mahpuslar o ringlerde seyahat etmenin kendileri için bir işkence olduğunu söylüyor. Aslında ring sayısı ve jandarma sayısından çok hastaneye gidecek mahpusların taşınacağı özel araçların gündeme alınması gerekiyor. Sağlık sorunlarına uygun, ambulans olmasa bile daha sağlıklı, hijyenik, anında müdahale edebilecek şekilde ring dışında farklı araçların getirilmesiyle sorun çözülebilir” diye konuştu.
 
‘Kadınlar çok fazla sıra beklemek zorunda kalıyor’
 
Kanun gereği hastanelerde tutsak ve hükümlü bekleme odası bir de yatar hasta odasının olması gerektiğini hatırlatan Berivan, şunları ifade etti: “Bu kadınlarda daha çok yaşanan bir sorun. Hastane gerekirse bir tane açmayı uygun buluyor. Genelde erkeklerin sayısı kadın ve çocuklara göre yüksek olduğu için çoğunluğa göre açmayı tercih ediyorlar. Kadın hastalar çok fazla sıra beklemek zorunda. Oysa yasada eğer hapishanelerde kadın ve çocuk bölümü varsa kadın ve çocuklar için ayrı bekleme odalarının oluşturulması gerektiği söylenir.”
 
‘Kadınlar erkek jandarmanın önünde her şeyi anlatmak zorunda kalıyor’
 
Cezaevinde en önemli sorunun kelepçeli muayene olduğunun altını çizen Berivan, kelepçeli muayene noktasında ciddi artışların olduğunu belirtti. Kelepçeli muayenenin özellikle siyasi tutsak ve hükümlülerin tedavilerini neredeyse imkansız noktaya getirdiğini dile getiren Berivan, “Yasada ‘jandarma, bekleme odasının kapısının önünde ve konuşmaları duymayacak şekilde bulunmalı’ deniliyor. Aslında Türkiye’deki hastanelerin odalarının küçüklüğünü göz önünde bulundurursak bu zaten çok zor bir şey. O kapının biraz içerisinde durduğu anda kadın mahpus bütün sorunlarını erkek jandarmanın önünde anlatması gibi bir durumla karşı karşıya kalıyor. Oldukça olumsuz bir durum. Kadın mahpuslar aslında hapishanenin sağlık sorunu dediğimiz şeyin bir parçası. Kadın olmaktan kaynaklı aslında iki kat bu sorunlara maruz bırakılan bir grup. Hastaneye sevk olmak için aylarca bekle, hastaneye git ringin içerisinde saatlerce bekle ve buraya çıkıp 3 dakikada ‘ben kelepçeyi açmıyorum’ dediklerinde geri dönmek gerçekten korkunç bir süreç. Bir mahpusun kelepçeli muayeneyi kabul etmeyip tedavi olmaması demek en az bir 6 ay sonra tekrar hastaneye sevkinin olması demek” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kelepçeli muayene sağlık hakkına erişimi engelliyor’
 
Kelepçeli muayene nedeniyle sağlık hakkına erişimde yaşanan sıkıntılarla ilgili yaptıkları başvurulara “kişinin hastaneye çıkmayı reddettiği” yanıtı verildiğine dikkat çeken Berivan, şöyle devam etti: “Bu konuda mekanizma eksikliği ile karşı karşıyayız. Kelepçeli muayeneyi yapan doktoru ancak Türk Tabipleri Birliği’ne ve odalarına bildirebiliyoruz. Bu nokta da çok sınırlı yaptırımlarla karşı karşıya kalıyorlar. Yasada ‘doktor isterse kelepçeyi çıkarmayabilir’ gibi ucu açık bir madde var. Ya da net tanımlanmadığı için doktorun inisiyatifine bırakılmış bir şey. Siyasi mahpuslarda kartına hangi örgütten olduğu yazılıyor. Adlilerde ise adli diye yazılıyor. Hangi örgütten olduğuna dair ibare bulunduğunda küçük şehirlerde sağlık hakkını engelleyen birçok şey oluyor. Normalde bütün uluslararası anlaşmalarda ya da hekimlik sözleşmelerinde ‘Hastanın kişisel sorunlarını bilmesi zorunlu değildir. Ya da bunu dikkate almamalıdır’ der. Tabipler Birliği önermelerinde ‘eğer mahpuslarla çalışıyorsanız onların hapishane de bulunma sebeplerini öğrenmekten kaçınmalısınız’ diye geçer.” 
 
‘Sadece siyasi tutsakların sorunu değil’ 
 
Kelepçeli muayenenin kaldırılması için ciddi adımların atılması gerektiğinin vurgulayan Berivan, “Siyasi mahpuslar kabul etmiyor diye kelepçeli muayene sadece siyasi mahpusların sorunuymuş gibi bakıyoruz. Ama adli mahkumların bu noktada dayanakları ya da başvurabilecekleri bir mekanizma yok. Seçenekleri olmadığı için kabul ediyorlar. Bunun bir sağlık hakkı engeli olduğunun farkında olmamadan kaynaklı, bu konudaki sorunu nasıl dile getireceklerini bilmiyor” diye konuştu.