Türkiye’de yasalar kadın ve çocukları değil suçluları koruyor!

  • 09:03 17 Kasım 2018
  • Siyaset
HABER MERKEZİ - Türkiye'de son bir yıl içerisinde gündeme getirilen ve tartışılan yasalar, kadınların aleyhine işliyor. Tartışılan yasalar, kadın ve çocukların lehine olduğu söylense de aslında içeriğinde kadın ve çocuk haklarının ne kadar geri planda tutulduğu ve suçluların gözetildiği görülüyor.
 
Türkiye'de kadın katliamı, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı günden güne artarken, bu oran son 15 yılda ciddi oranda artış gösterdi. AKP döneminde artan katliamların faillerine caydırıcı cezalar getirilmedi, var olan cezalar ise uygulanmadı. Özellikle son bir yılda faillere "iyi hal" indirimleri veya "ağır tahrik indirimleri" uygulanarak kadın katliamları ve çocuk istismarının önü açıldı. Bu yıl içerisinde hükümet tarafından "hadım", "boşanma komisyonu", "nafaka" ve "idam" konularına ilişkin yasa tasarıları Meclis gündemine getirildi. 
 
Cinsel suçlara dönük "hadım" tartışması
 
En önemli sorunların başında gelen cinsel istismar ve saldırı konusunda kalıcı ve caydırıcı bir ceza bu güne kadar getirilmedi. Cinsel saldırı suçlarına karşı "kimyasal hadım" olarak da adlandırılan ilaçla tedaviyi de içeren "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik" yoğun tartışmalar sonunda 2016 yılının Temmuz ayında Resmi Gazete'de yayınlanmıştı. Ancak çocuklara dönük artan cinsel suçlardan dolayı bu yılın başında "Çocuklara yönelik cinsel istismar cezalarını düzenleyen tasarı" gündeme geldi. Hükümet tarafından bunun için komisyon kurulması kararlaştırıldı. Kurulan komisyonun bugüne kadar hiçbir çalışması ise basına yansımadı.     
 
Çocuk ve cinsel istismar konusunda yıllarca çalışma yürüten uzman ve kadın örgütlerin görüşlerini kulak ardı eden hükümet, yeni tasarıda "hadım"da ısrarcı oldu. 
 
Hadım yasasına tepki!
 
Açıklama yapan yetkililer, cezaların ağırlaştırılacağını, çocuk istismarında müebbet-ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının getirileceğini ve "hadım" uygulanacağını belirtti. Çocuk hakları örgütleri, uzmanlar ve kadın örgütleri, "hadım”ın çözüm olmayacağını, asıl olarak istismarı önleyecek mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Tepki çeken bir diğer konu ise, çocukların güçlendirilmesi ve korunmasına yönelik tedbirlerin olmaması. Hükümet yetkilileri yaptıkları kimi açıklamalarda, hakimlerin takdiri ile ceza indirimlerinin yapılabileceğini savundu. 
 
Boşanma Komisyonu 'nafaka' düzenlemesi ile gündemde 
 
16 Aralık 2015'de Resmi Gazete'de yayınlanan TBMM kararına göre boşanma olaylarını araştırmak ve aile kurumunu güçlendirmek için bir komisyon kuruldu. 2016'da komisyonun hazırladığı ilk rapor açıklandı ancak raporda yer alan çocuk istismarından boşanmalara, mal paylaşımından kadınların şiddete maruz kalmasına ve sığınma hakkına kadar birçok madde kadın örgütleri ve hak savunucuları tarafından eleştirildi.  Birçok kadın örgütü raporun geri çekilmesi için eylem yaptı. 2016 yılında yayınlanan raporla ilgili Eşitlik İzleme Kadın Grubu (EŞİTİZ), "Kadın ve çocuk hakları, TBMM Boşanma Komisyonu aracılığıyla gasp edilmeye çalışılıyor" dedi. 
 
Yeni rapor ise 3 Ekim 2017'de TBMM'de görüşüldü. Hazırlanan bu rapor da, kadın örgütleri ve kadın hakları savunucuları tarafından "Kadın haklarında geri adım" olarak değerlendirildi. Muhalefet de görüşlerinin ve çözüm önerilerinin dikkate alınmadığını ve hiçbir şekilde rapora yansıtılmadığını söyledi.
 
Boşanma Komisyonu Raporu'nda kadınların aleyhine olan şu maddeler yer aldı: 
 
* Şiddet durumunda verilecek koruma tedbir sürelerinin 6 aydan 15 güne çekilmesi ve bu durumdaki bir kadının belge ve delil sunması istenmesi,
 
* Karakolların kapılarının mesai saatleri içinde şiddete maruz kalan kadına kapatılması,
 
* 1-2 yıl içinde mal paylaşımı davası açmayan kadınların hakkını tümüyle kaybedeceği,
 
* İlahiyatçıların aile danışmanı olarak görevlendirilmesi,
 
* Çocuğu istismarda bulunan kişinin istismar edilen çocukla 5 yıl boyunca sorunsuz ve başarılı bir ilişki bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanabilmesi,
 
* Yasalarda kesin olarak yasak olmasına rağmen boşanma davalarında ve şiddet olaylarında uzlaşma yöntemi kullanılması,
 
* Nafaka hakkının evlilik süresine göre belirlenmesi,
 
* Aile mahremiyetinin korunması adı altında aile hukukuna ilişkin tüm davalarda duruşmaların gizli yapılması.
 
Süresiz nafaka tartışmaları
 
Hükümet bu yıl da "süresiz nafakayı" gündeme getirerek, yasal düzenleme yapılacağını ve bununla eşler arasındaki "eşitsizliğin" giderileceğini öne sürdü. Adalet Bakanlığı'nın üzerinde çalıştığı belirtilen taslakta, "nafakanın kısıtlanması" için 5 aşama gündeme getirildi. TBMM Boşanmaları Önlenme Komisyonu raporunda, "kadınlar nafakadan güç alıp boşanabiliyor" denilerek nafakaların sınırlanması istenmişti. 
 
Kadın örgütleri bir kez daha hükümetin bu politikalarını eleştirerek alanlarda seslerini yükseltti. 
 
5 aşamalı hesaplama
 
Henüz hazırlık aşamasında olan çalışmada, nafakanın süresiz değil, 5 aşamaya göre belirlenmesi öngörüldü. Buna göre nafaka, "evli kalma süresi", "çocuk olup olmaması", "boşanan kadının yaşı", "gelir durumu" ve "kusur durumu" dikkate alınarak hesaplanacak. Halen nafaka düzenlemesi Hükümet’in gündeminde dururken, kadınlar ise buna izin vermeyeceklerini her bulundukları mecrada dile getiriyor. 
 
İdam ülke gündemine taşındı
 
İdam cezasını tamamen kaldıran "6 No'lu Protokol", Tayyip Erdoğan'ın 2003'teki başbakanlık döneminde imzalandı. Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, bütün kanunlardan ve Anayasa’dan "ölüm cezası" kelimelerini çıkaran tasarıları hazırladı. Muhalefetin de desteğiyle bu yasalaştı. Fakat Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından sık sık dillendirilmeye başlandı. 
 
İdam tartışmalarına birçok kesimden tepki geldi. 
 
Cumhurbaşkanı, TBMM'nin idam cezasına yönelik bir yasa çıkarması halinde kendisinin bunu onaylayacağını açıklaması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, "AK Parti hazırsa MHP dünden vardır" demesi üzerine idam cezası tartışması gündemdeki yerini aldı. Ancak 24 Haziran Genel Seçimleri'nde halka bu vaatle giden Cumhurbaşkanı bu kez "Anayasa kararı gerekiyor" sözleriyle, idam cezasını geri getirmenin kolay bir süreç olmayacağına vurgu yaptı. 
 
Af tartışmaları 
 
MHP'nin 24 Eylül'de Meclis'e sunduğu şartlı indirim ile tutuklu ve hükümlülere af çıkarılmasına dair kanun teklifi yine ülke gündemine oturan bir diğer gelişme oldu. 163 bin tutuklu ve hükümlünün faydalanacağı öngörülen kanun teklifinde, terörle mücadele kapsamındaki suçlar ve devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar gibi bazı suç çeşitleri af kapsamı dışında tutuldu.
 
Bu yasa teklifi de yine en çok kadınların yaşamlarını tehdit altına alan bir yasa önerisi oldu. Bu yasa, kadınlara dönük basit yaralama, tehdit, saldırı gibi suçlardan tutuklu olan ve cezaları 5 yılın altında olan tutukluların serbest bırakılmasını öngörüyor.
 
Kadınlara ait bir bakanlık yok!
 
Öte yandan muhalefetin "Kadın Bakanlığı kurulsun" önerisine kulak tıkayan hükümet 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı'nın adı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak değiştirildi. 
 
Kadınlara dair sorunları sadece aile ve çalışma yaşamına sığdıran Hükümet, yıllardır yaşanan kadın ve çocuk sorununa kalıcı çözümler getiremeyeceğini de bu attığı adımlarla göstermiş oldu.