25 Kasım'a doğru: Ortadoğu'da ülke ülke kadınların durumu

  • 09:01 21 Kasım 2018
  • Güncel
Zeynep Kızılırmak 
 
HABER MERKEZİ - Savaş, yoksulluk, gerici gelenekler ve dinci faşizmin kıskacına alınmaya çalışılan kadınlar, yıl boyunca İran'dan Afganistan'a, Mısır'dan Suudi Arabistan'a kadar ülke ülke erkek yasaları ve erkek egemenlikli tekçi sistemlere karşı direnişteydi.
 
Ataerkil devletin en faşizan halinin yaşandığı 2018, kadınların hakları için sokaklara çıktığı bir yıl oldu. Amerika'dan Arjantin'e, Polonya'dan İran'a kadınlar, sistemlerin dayattığı politikaları kabul etmeyerek "Dünyanın yarısıyız gökyüzünün hepsini istiyoruz" diyerek ayaklandı. Ortadoğu'da ise şiddet, erkek ve devletlerin kadına biçtiği sınırlara karşı kıyasıya bir direnişe giren kadınlar, sokaklarda ve örgütlülükleriyle bunu aşmak için mücadele etmeyi sürdürdü. Savaş, yoksulluk, gerici gelenekler ve dinci faşizmin kısaca almaya çalıştığı kadınlar, İran'dan Afganistan'a, Mısır'dan Suudi Arabistan'a kadar ülke ülke erkek yasaları ve erkek egemenlikli tekçi sistemlere karşı direnişteydi. 
 
'Olumlu adımlar az, baskı çok' 
 
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle Ortadoğu ülkelerine göz attığımızda Af Örgütü'nün 2018 raporunda erkek şiddetini çarpıcı verilerine rastlamak mümkün. Raporun “Kadın Hakları” bölümünde, "Kadın hakları hareketlerinin uzun süren mücadeleleri yıl boyunca bazı olumlu gelişmelerle sonuçlandı. Ürdün, Lübnan ve Tunus’ta tecavüzcülerin mağdurlarla evlenmeleri durumunda yargılanmaktan kaçmalarını (veya ceza indiriminden faydalanmalarını) önlemek üzere kanunlarda değişiklik yapıldığına" dikkat çekiliyor. 
 
Kadınlar sistemli saldırının hedefi 
 
Yine raporda, ülkelerdeki kadınların kazandığı ve sistemin saldırılarına ilişkin şu bilgilere yer veriliyor: "Ürdün, 'mağdurun yasadışı veya tehlikeli bir hareketinin neden olduğu öfke krizi halinde',  kadın bir akrabasını öldürmekten suçlu bulunan erkekler için ceza indirimine olanak tanıyan hükmü uygulamadan kaldırdı; ancak ‘zina durumunda’ yakalanan kadın akrabaları hedef alan 'namus cinayetlerine' hoşgörü ile yaklaşan hükümde değişiklik yapmadı. Tunus Parlamentosu kadın ve kız çocuklarının toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten korunması için bir takım yükümlülükler getiren Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Kanunu'nu kabul etti ve Cumhurbaşkanı Tunuslu bir kadının Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesini yasaklayan kararı kaldırdı.
 
'Araba kullanma hakkı ama nasıl?'
 
Katar’da, Katarlı olmayan erkeklerle evli Katarlı kadınların çocuklarına geçici oturma izni tanıyan bir kanun taslağı onaylandı ancak ayrımcılık devam etti ve kadınların uyruğu ve vatandaşlıklarını çocuklarına geçirmesine izin verilmedi.
 
Suudi Arabistan’da Eylül ayında, 2018 yılının ortasından itibaren kadınların araba kullanmasına izin veren bir kraliyet emri yayınlandı, ancak bunun uygulamada nasıl gerçekleşeceği konusunda soru işaretleri vardı. Olumlu gelişmelere rağmen bu ülkelerde ve bölgedeki çok sayıda diğer ülkede başta evlenme ve boşanma, miras ve çocuğun vesayeti olmak üzere çoğu alanda kadına yönelik köklü ayrımcılık kanunda ve uygulamada yerini korudu. Kadınlar, cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, zorla ve çocuk yaşta evlendirilmelerin karşısında yeterince korunmadı. 
 
Jinnews'in son bir yıl ülke ülke basına yansıyan verilerden ortaya çıkardığı tablo ise raporun “buz dağının görünen yüzü” olduğunu ortaya koyuyor. İşte Ortadoğu'nun bazı ülkelerinde kadınların durumu ve mücadelelerine ilişkin belli başlı konularla bir yılı. 
 
İran
 
İran'da kadınların bir yılı, “Beyaz Çarşamba” ile başlayan, zorunlu başörtüsü kanununa ve özgürlükleri için eylemlerle geçti. Bir yandan beden politikalarına karşı direnen kadınlar, “tecavüze direndiği”, “politika ile uğraştığı” için idam edildi. 9 yaşından itibaren kız çocuklarının kanun önünde suçlu sayılabildiği ve idamla cezalandırılabildiği İran'da, o günden bu güne yasalarda değişen bir şey olmadı. İran'da en son Ekim ayında Zeynep Sekaanvand, şiddet gördüğü eşini özsavunmada bulunup öldürdüğü gerekçesiyle idama mahkum edilerek cezası 2 Ekim 2018 günü infaz edildi.
 
Devlet Başkanı Ruhani'nin göreve geldiği 2013'ten bu yana İran'da 84 kadının idam edildiği biliniyor. Hazırlanan raporlara göre, İran'da 2015 yılında 966 kişi, 2016'ta 553 kişi, 2017 yılında en az 544 kişi idam edildi. Bunlardan 5'i ise 18 yaş altı tutsaklar. Yine bu yılın başından itibaren 244 kişi idam edildi.ç İran’da geçtiğimiz yıl Aralık ayında hayat pahalılığı ve işsizliği protesto amacıyla başlayan ve kısa sürede iktidar karşıtı gösterilere dönüşen eylemler sırasında başörtüsünü çıkarttığı gerekçesiyle gözaltına alınan Vida Muhaved’in başlattığı akım sürüyor. Vida'nın başını çektiği kadınlar, başkent Tahran’daki ünlü İnkılap Caddesi’nde başörtülerini çıkartarak gösteri düzenliyor. Tahran'da başlayan gösteriler ülke gelinde devam ediyor. Son olarak eylemlere katıldıkları gerekçesiyle aralarında eylemin ateşleyicisi olan Vida'nın da bulunduğu 29 kadın tutuklandı. Tutuklamalar kadınlara geri adım attırmadı, ülkede “Beyaz Çarşamba” hareketi sürüyor ve kadınlar, kent meydanlarında başörtülerini çıkarıp sallandırıyor. 
 
Irak
 
Irak'ta yaşanan savaş ve ülke içindeki toplumsal çekişmelerden en çok etkilenen kadınlar. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre eşleri şiddet ve savaşta öldüğü için 4 milyondan fazla kadın çocuklarını yetiştiriyor ve devlet desteği alamıyor. Çok eşlilik yasasının yürürlükte olduğu ülkede, geçtiğimiz yıl 13 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesine ilişkin yasal düzenleme gündeme getirildi. Kadın örgütlerinin tepkisi nedeniyle yasa geçicide olsa durduruldu. 
 
Irak'ta erkek şiddetinin hedefi olan kadınlar katlediliyor. Ülkede geçtiğimiz yıl dört tanınmış kadın peş peşe öldürüldü. Her ne kadar “cinayetler bireysel erkek şiddetine” bağlansa da kadın örgütleri, "Örgütlü bir erkek şiddeti ile karşı karşıya olduklarını ve tanınmış kadınlar üzerinde toplumdaki tüm kadınlara mesaj verildiğini” düşünüyor. Son olarak Eylül ayında eski Bağdat Güzeli olan 22 yaşındaki Iraklı manken Tara Fares kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Tara radikal dinci gruplardan tehditler alıyordu. 
 
Yine Eylül'de bu defa kadın hakları aktivisti Suad el Ali Basra’da vurularak öldürülürken, Ağustos ayında ise işveren Rafeef el Yaseri ile Raşha El Hasan birer hafta arayla evlerinde öldürülmüş halde bulundu. Semiramis Kadın Örgütü'nün verilerine göre, ülkede 2018 yılında yüzden fazla kadın “faili meçhul” cinayetlerle katledildi. 
 
Ürdün 
 
Krallıkla yönetilin ve bütün yasaların kralın iki dudağı arasında olduğu Ürdün “modern” batı yanlısı görünüyor. Kadınların toplumsal yaşamdan sınırlara hapsedildiği ülkede, Ürdünlü bir kadın yabancı bir erkekle evlendiği zaman, hem kocası ve hem de doğacak çocukları Ürdün vatandaşı olamıyor. Araştırmalara göre, ülkedeki gayrimenkullerin sadece yüzde 17’si kadınlara ait. Pek çok İslam ülkesi gibi ikili bir hukuk sistemi mevcut. Ceza hukuku Fransa’dan alınmış, ticaret hukuku seküler ancak aile hukuku şeri. Evlenme, boşanma, miras gibi meselelerde Müslümanlar Şeriat Mahkemesi’ne, Hıristiyan azınlık da kendi mahkemesine gidiyor. 
 
Kadınların mücadelesi ile 2010 yılında bazı yasalarda reformlar yapılsa da, hâlâ evlenirken de boşanırken de bir kadının şahitliği yarım sayılıyor, kadın erkeğe göre mirastan 1/2 oranında az pay alıyor. Evlenirken yapılan sözleşmede yer alırsa, erkek birden fazla eş alma hakkına da sahip. 
 
Tunus 
 
Arap Baharı sürecinden kadınların aktif direnişte yer aldığı Tunus'ta, kadınlar birçok hak elde etti. Tunus'ta 2011 yılında hazırlanan seçim kanununda, partilerin adaylık listelerinde kadın-erkek sayısında eşitlik şartı aranırken, bu durum 2014 yılında yürürlüğe giren anayasa ile de güvence altına alındı. Ülkede, benzer şekilde 2017 yazında, kadına karşı sözlü ve fiziksel tüm şiddet unsurlarını ceza yasası kapsamına alan ve bu yönde şiddete maruz kalan kadınların devlet korumasına alınmasını içeren yasa tasarısını kabul etti.
 
Anayasa'da eşitlik şartı olsa da Tunus Meclisi'nde bu oran hala yüzde 34'leri aşmamış durumda. Partiler seçim kampanyalarında kadınlara geniş yer veriyor ancak karar mercilerinde kadınların yer almasına karşı erkek direnci söz konusu. Kadınların mirasta söz hakkının yarı oranında olduğu ülkede, bu ayrım geçtiğimiz yıl çıkarılan yasa ile ortadan kaldırıldı. Kadınların mücadelesi ile çıkarılan yasaların henüz sahaya yansımasının eksik olduğu ülkede, kadına yönelik şiddet konusunda verilerde bunu doğruluyor. “Tunus Eşitlik Meclisi”nin verilerine göre, son bir yılda erkek şiddetine maruz kalan kadınların oranı yüzde 40'larda seyrediyor. 
 
Cezayir
 
1992 yılından bu yana siyaseten ikiye bölünmüş olan Cezayir'de seküler yaşam ile dini geleneklere göre yaşam arasına sıkıştırılan kadınlar, bağımsız karar alabilme yetkisi için direniyor. Ülkede erkek şiddeti oranı net olarak bilinmese de yüksek olduğu belirtiliyor ve kadınlar iş yaşamında yüzde 2 oranında yer alıyor. Yasal olarak erkeği koruyan yasaların hakim olduğu ülkede, eşe tecavüzün cezası yok. Kadınlar buna karşı yasal düzenleme talep ediyor. 
 
Kamusal alanda kadınlara örtünme zorunluluğunun getirildiği Cezayir'de, kadınların seçme ve seçilme hakkına ilişkin yıl içinde önemli bir gelişme yaşandı. Ülkede yıllardır seçimlere katılan kadın adayların yüzlerinin posterlerde gösterilmesine izin verilmiyordu. Seçim posterlerinde kadınların suratı yerine başörtüsü deseninin içerisinde beyaz bir boşluk kullanılıyordu. Cezayir'in Bordj Bou Arreridj bölgesinde bir araya gelen partiler, kadın adayların yüzlerinin posterlerde gösterilmesine karar verdi. Ancak bu karar, seçim bürosunun partilere kadın adayların da fotoğraflarını göstermeleri yönündeki talimatından sonra alınabildi. 
 
Yine bir başka gelişme ise ülkede kimliklerin tanımlanamaması gerekçesiyle, kadınların iş yerlerinde yüzlerini tamamen örten peçe ya da burka giymesini yasaklayan bir karar alındı. Şiddet, beden politikaları ve yasal düzenlemeler konusunda mücadeleyi sürdüren Cezayirli kadınlar, geçtiğimiz yıl bikini ile plaja gidebilmek için kampanya başlattı. Sözlü ve fiziki saldırıya rağmen kadınlar eylemlerini  yıl boyunca sürdürdü. 
 
Fas
 
Fas'ta kadın örgütlerinin verilerine göre, ceza kanununda kadınların eşlerini terk etmeleri yasak. 15-49 yaş arası kız çocuğu ve kadınların yüzde 44’ü okuma yazma bilmiyor. Çocuk yaşta evlendirilmelerin oranının yüksek olduğu ülkede evliliklerin yüzde 10’u 18 yaş altı. 
 
Fiziki ve cinsel şiddetin yaygın olduğu ülkede, yasal düzenleme konusunda ise bir gelişme yaşanmıyor. Geçtiğimiz yıl Beni Mellal kentinde, kaçırılan 17 yaşındaki kız çocuğunu iki ay alıkoyarak cinsel saldırıda bulunan 12 kişinin tutuklanmasının ardından ülke genelinde kadınlar, protesto gösterileri düzenledi. Kadınlar, cinsel saldırı suçlarında cezaların artırılmasını talep etti. 
 
Fas'ta kadınlar açısında tepki çeken bir başka konu ise zorunlu askerlik şartı. Eylül ayında gündeme getirilen yasa ile yaşları 19 ile 25 arasında olan kadın ve erkekler bir yıl boyunca zorunlu askerlik yapacak. Kadın ve erkekler için zorunlu askerlik yasası Fas’ta 12 yıl önce kaldırılmıştı. 12 yıl önceki yasa, yaşları 20 ile 30 arasında olan erkekler için zorunlu ve yaşları 20 ila 27 arasında olan bekar ve çocuksuz kadınlar için ise gönüllük esasına dayanıyordu.
 
Libya 
 
İç savaş sonrası kadınlar açısında kara bir tablonun ortaya çıktığı Libya'da, Sosyal İşler Bakanlığı'nın verilerine göre kadınların yüzde 90'tan fazlası aile içi şiddete maruz bırakılıyor. Ülkede kadınların yabancı erkeklerle evlenmesi yasak ve evlenmeleri halinde cezai yaptırımla karşı karşıya kalabiliyorlar. 
 
Libya'da kadınların seyahat özgürlüğü kısıtlanıyor. Ülkenin doğu kısmında 60 yaş altı kadınların tek başına yurtdışına seyahat etmesi yasaklandı. Libyalı kadınlar, bu karara karşı kampanya başlatarak, "Biz bu ülkede çoğunluğuz. Bu ülkenin yarısının ulusa ihanet edeceği anlamına mı geliyor?" diye tepki gösterdi. 
 
Ortadoğu'dan Avrupa'ya kaçak göçmen geçiş güzergahında olan ülkede, göçmen kadınlar için ise tablo daha da kara. Yıl içinde The Guardian gazetesinde çıkan bazı haberlere göre, Batı Afrikalı göçmen kadınlar ve çocuklar Libya'da köle pazarlarında satıldıklarını yazdı.
 
Lübnan
 
Kadınların yaşamın görünen yüzünde yer aldığı ancak söz ve karar mekanizmalarına alınmadığı Lübnan'da, ikiyüzlü bir kadın serbestisi mevcut. Siyasette yer verilmeyen kadınlar, buna karşı mücadele ediyor. Ülkede geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan seçimler öncesi parlamentoda kadın sayısının artırılması için yoğun kampanyalar yürüttü ancak sonuç yine de yüzde 0,2'nin ötesine geçemedi. 
 
Kadınlar için siyaset değil birçok alanda da benzer bir mücadele söz konusu. 2017 yılında kabul edilen ve kamuoyunu ilgilendiren bir diğer kanun ise cinsel tacizi suç sayan yasa tasarısı. Kanun henüz onaylanmadı. Ülkedeki bazı dini gruplarda "namus" adı altında kadınların katledilmesinin suç olmaktan çıkaran yasa taslağı hazırlığı var ve kadınlar buna karşı mücadele ediyor. 
 
Aile İçi Şiddet Yasası'nın 2014 yılında yürürlüğe girdiği ülkenin önde gelen kadın örgütlerinden KAFA (Yeter) Derneği, çocuk yaşta evlendirilmelerin önlenmesi için çıkarılması planlanan yasayı hazırlayarak Meclis'e sundu. 
 
Filistin 
 
Filistin’de kadınların okuma yazma oranı yüzde 92.6’yken, sadece yüzde 17’si istihdam ediliyor. Kadınlar için evlenme yaşı, Batı Şeria’da 15, Gazze Şeridi’nde de 17. Bir yandan İsrail işgaline karşı direnen diğer yandan ise toplumsal geriliklerle mücadele eden Filistinli kadınların durumunu anlatan Halide Cerrar, “İşgal altında yaşayan Filistinli kadınların durumu aşırı derecede karmaşık çünkü iki kat baskıyla yüz yüzeler. Birincisi, uzun İsrail işgali ve pratiklerinin sonuçlarından muzdaripler. İkinci olarak cinsiyet temelli ayrımcılık ve şiddetin acısını yaşıyorlar. Bugün, 12’si 18 yaş altı çocuklar olmak üzere 58 kadın İsrail hapishanelerinde parmaklıklar arkasında tutuluyor. Onların hapsedilme koşulları özellikle ağır, bunun ana sebebi kadın tutuklu merkezlerinin yeri, tutukluluk tesislerinin içindeki alanın sınırlılığı, hapishane ve mahkemelere götürülürken yaşadıkları aşırı baskı. Şu anda hapiste olan kadınların çoğu tutuklanırken yaralanmıştı ve tutukluluk merkezlerindeki uygun tıbbi bakımın eksikliğinden muzdaripler. Ayrıca birçok kadın çocuklarının hapiste olmasından kaynaklanan sebeplerle cefa çekiyor.
 
Mısır
 
Mısır'da yıl içinde yaşadığı cinsel taciz olaylarını anlatan videoyu sosyal medya hesabından paylaşan bir kadın, “Mısır halkını alenen aşağıladığı” gerekçesiyle Kahire Mahkemesi tarafından 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Arap Baharı ayaklanmalarında aktif yer alan Mısırlı kadınlar, daha sonra iktidara gelen Müslüman Kardeşler ve ardından yaşanan askeri darbe döneminde haklarına yönelik saldırılarla karşılaştı. Mısır’daki kadınların yüzde 99.3’ü, cinsel tacize, yüzde 91’i de kadın sünnetine maruz kalıyor.
 
Thomson Reuters Vakfı’nın araştırmasına göre, cinsel taciz, kadın sünneti ve şiddetteki artışla, Arap ayaklanmalarının ardından Mısır kadınlar için yaşanacak en kötü Arap ülkesi haline geldi. Raporda, kadın haklarının durumu 6 kategoride incelendi: Kadına şiddet, üreme sağlığı hakları, aile içinde kadın, ekonomide kadın, toplumda kadın ve siyasette kadın.
 
Bahreyn
 
Yapılan araştırmalara göre, Bahreyn’de kadınların yüzde 33’ü aile içi şiddete maruz kalıyor. Bir kadının tanıklığı, yarım adamın tanıklığına eşit sayılıyor. Ülkede çocuk yaşta evlendirilmeleri önleyecek bir yasal düzenleme mevcut değil, aile içi şiddet ve evlilik içi tecavüz suç sayılmıyor. 
 
Birleşik Arap Emirlikleri (BEA) 
 
Birleşik Arap Emirliklerinde evlilik dışı çocuk yapmak tutuklanma sebebi. Bütün yasaların kadın aleyhine işlediği ülkede, Müslüman olmayan bir erkekle evlenmek kadınlara yasaklanmış durumda. Ülkede Uzak Asya'dan göçmen işçi olarak çalışan kadınların durumu ise kölelik koşulları. Ülkede göçmen kadınlar evlilik dışı cinsel ilişkiye girdikleri için hapse atılıyor. Kaçak ve güvencesiz çalıştırılan göçmen kadın işçiler, şiddete maruz kaldığında yasal hak arayamıyor. Cinsel saldırıya uğradığında ise saldırgan erkek yerine göçmen kadınlar cezalandırılıyor. 
 
Ülkede yüzlerce göçmen kadın “zina yaptığı” iddiasıyla hapiste. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin zina yasaları uluslararası insan haklarını ihlal ediyor. İnsan hakları grupları zina yasalarının orantısız şekilde uygulandığını da ekliyor. Ülkedeki işçiler zina suçlarında kırbaç ve bazı durumlarda da taşlama cezasıyla karşı karşıya kalsa da, BAE’nin bu cezaları uygulayıp uygulamadığı konusunda kesin bir kanıt yok. 
 
İnsan Hakları İzleme Örgütü yetkilileri, kendisini istismar etmeye kalkan işvereninden balkondan atlayarak kaçmaya çalışan Endonezyalı bir kadının hastanede ayaklarından ve ellerinden bağlandığını gördüğünü anlattı. İstismara uğrayan göçmen işçi sayısı kesin olarak bilinmiyor.
 
Yemen 
 
Yemen'deki savaş ve yansımalarının bedelini ağır yaşayan kesimlerden biri olan kadınlar, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim alanlarında yaşanan sıkıntıların yanı sıra şiddete maruz kalma ve erken evlilik tehlikesiyle karşı karşıya. Yemen'de hükümet ve silahlı gruplar arasında Mart 2015'ten bu yana yaşanan çatışmalar, toplumun her kesimin hayatına gölge düşürüyor. Birleşmiş Milletler'in (BM) hazırladığı raporlara göre, ülkelerinde yaşanan çatışmalardan dolayı Yemenli kadınlar savaşın kurbanı haline geldi. Yaklaşık 3 yıldır süren çatışmalarda onlarca kadın hayatını kaybetti.
 
Konuya ilişkin hazırlanan raporlara göre, Mart 2015'ten Ağustos 2018'e kadarki çatışmalarda 2 bine yakın kadın yaşamını yitirdi, 6 bin 70'i yaralandı. Ülkede çatışmaların patlak vermesiyle ortaya çıkan iç göç sorunundan, en fazla kadın ve çocukların etkilendiği belirtilirken, BM, 3 milyon iç sığınmacının yüzde 76'sını kadın ve çocukların oluşturduğunu açıklıyor.
 
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Yemenli yaklaşık 1 milyon 100 bin gebe kadının, ülkedeki hayat şartlarının kısıtlı olması nedeniyle yetersiz beslendiğini, bunlardan 75 bininin ise doğum sırasında ciddi sağlık komplikasyonlarıyla karşı karşıya kaldığını aktardı. Son yıllarda Yemen'de kadınlara yönelik koruma mekanizmalarının etkisiz hale geldiği, bununla bağlantılı olarak cinsel istismar ve şiddet olaylarında artış yaşandığı kaydediliyor. UNFPA, Yemen'de yaklaşık 3 milyon kadının, cinsiyete dayalı şiddet riski altında olduğunu belirtti. 
 
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), ülkede çatışmaların başladığı tarihten bu yana 10 bin 806 tecavüz vakası yaşandığını, mağdurların durumu açıklamaktan kaçındıkları için bu oranın kayıtlara geçenden daha fazla olduğunun tahmin edildiği kaydedildi. Çatışmaların yol açtığı en büyük sorunlardan birisinin de "erken evlilik" olduğu belirtilirken, son yıllarda bu tür evliliklerin ciddi oranda arttığı ifade edildi. Yemen'de ebeveynlerin, ekonomik durumun zorlaşması ve iç göç dalgalarının devam etmesi nedeniyle, henüz reşit olmayan kızlarını, zor şartlara uyum sağlamak için benimsemek zorunda kalınan bir çözüm olarak evlendirdiği aktarıldı. UNFPA, 2017'de 18 yaşından küçük kızların evlendirilmesi oranının 2017'de yüzde 52'den, 66'ya yükseldiğini kaydetti.
 
Suudi Arabistan
 
Mutlak monarşi ile yönetilen ve şeriatın hüküm sürdüğü Suudi Arabistan Krallığı, dünyada kadınların en kötü koşullar içinde yaşadığı ülkelerin başında geliyor. Din polisi korkusundan kendi mahallelerinde bile tek başlarına dolaşamayan kadınların Suudi Arabistan sınırları dışına çıkmak için kocalarından ya da babalarından izin almaları gerekiyor.
 
Suudi erkekler, dört kadınla evlenebiliyor ve bu eşlerin Müslüman, Yahudi ya da Hıristiyan olması konusunda bir sınırlama yok. Fakat Müslüman kadınlar, yalnızca Müslüman erkeklerle evlenebiliyor. Bir kadının, Suudi Arabistan dışında diğer Müslüman ülkelerden bir erkekle evlenebilmesi için de devletin izin vermesi gerekiyor. Hicaba uygun olarak siyah çarşaf giymek zorundalar. Bu da yetmiyor; peçe takıp yalnızca gözlerini açıkta bırakacak şekilde örtmeleri gerekiyor. Eğer peçe ile gözleri açıkta bırakan kısım geniş olursa, bu aralığın transparan bir kumaş ile gölgelenmesi gerekiyor. Ayrıca erkeklerin dikkatini çekmemek için renkli çarşaf giymeleri de yasak.
 
Kadınlar, yasal olarak araba ya da bisiklet kullanamıyorlardı. Geçtiğimiz yıl çıkan bir yasa ile “kadınların araba kullanabilmesinin” önü açıldı ancak bunun nasıl uygulanacağı konusunda henüz netlik yok. Din polisi korkusundan kendi mahallelerinde bile tek başlarına dolaşamayan kadınların Suudi Arabistan sınırları dışına çıkmak için kocalarından ya da babalarından izin almaları gerekiyor. Eğer bir kadın çocuklarıyla birlikte ülke dışına seyahate gitmek isterse çocukların babasından yazılı izin almak zorunda. Bir kadının yanında kendisine eşlik eden erkek bir akrabası olmadan taksiye binmesi ahlaksızlık olarak görülüyor.
 
Boşanma ya da dul kalma durumunda, bir kadın erkek çocuğunun velayetini en fazla 7 yaşına kadar, kız çocuğunun velayetini de 9 yaşına kadar elinde tutabiliyor. Bu yaşlardan sonra çocuklarının velayetini ya babalarına ya da babalarının ailesine vermek zorunda. Ayrıca kadın boşandığı eşinden yalnızca 3 ay için nafaka parası alabiliyor.
 
Kadınlar üniversiteye gidebiliyor, ancak erkeklerden ayrı eğitim almaları şart. Eğitmen erkekse, dersi ancak video/ audio sistemi aracılığıyla izleyebiliyorlar.
 
Kadınların çalışması yasak olmasa da, bir kadının işe girebilmesi için sağlanması gereken kurallar var: 
 
1. Kadının yaşamak için paraya ihtiyacı olmalı. 
 
2. İşyeri sadece kadınların görev yaptığı bir ortamda olmalı; kadınlarla erkeklerin teması olmamalı. 
 
3. Çalışan kadın evdeki görevlerini ihmal etmemeli. 
 
4. İş, kadının yanında erkek bir akrabası olmadan seyahat etmesine neden olmamalı. 
 
5. Kadının çalışması için kocasının onay vermesi gerekli.
 
Kadınlar için her şeyin “yasak” hükmünde olduğu ülkede kadınlar mücadele ile bazı adımları zorluyor ancak henüz pratikte değişen bir şey olduğunu söylemek zor.