'Erkek şiddetine karşı yan yana duralım ve haykıralım'

  • 09:04 22 Kasım 2018
  • Güncel
Bêritan Elyakut
 
İSTANBUL - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'ne ve çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kampüs Cadıları'ndan Gizem Işık, "Şiddeti görünür kılalım. Bu ataerkil zeminde erkek şiddetine karşı durmanın ancak yan yana durmaktan geçtiğini hep birlikte söyleyelim" dedi. 
 
Geçtiğimiz yıl "İtaat yok isyan var" sloganıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında taleplerini haykıran Kampüs Cadıları bu yılda çeşitli etkinliklerle alanlarda olacak. Arel Üniversitesi Sosyoloji mezunu ve aynı zamanda Kampüs Cadısı olan Gizem Işık, 25 Kasım'a nasıl hazırlanacaklarını anlattı. 
 
'Kampüsler bizim için cinsiyetçi mekanlardı'
 
Kampüs Cadıları olarak yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Gizem, 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde kuruluş konferansı gerçekleştirmeye çalıştıklarını ancak kuruluş konferansının rektör tarafından elektriklerin kesilmesiyle engellendiğini hatırlattı. Gizem kuruluş ilanını gerçekleştirememelerine rağmen yanlarına aldıkları 150 kişilik bir kadın grubuyla hayata geçirilen baskıyı protesto ettiklerini söyledi. 
 
Engellemeler karşısında kadınların örgütlü bir duruşla yan yana geldiğine dikkat çeken Gizem şunları dile getirdi: "İstanbul, Mimar Sinan, Marmara ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde geniş çaplı bir kadın hareketi yürütmeye başladık. Kendimizi tanıtım formlarıyla duyurmaya başladık. En çok kendimizi duyurduğumuz yer tuvaletlerdi. Çünkü kampüsler bizim için cinsiyetçi mekanlardı. Biz de kadınların pet bulamadığı bir alanda 'kadınlar neden pet bulamıyor' sloganı üzerine 'fazlaysa bırak, eksikse al' yazılı dayanışma kutuları yapmaya başladık. Kadınlar Kampüs Cadıları'na buralardan ulaşmaya başladı. Sonrasında üniversitede yaşadığımız taciz, şiddet problemleri üzerinden kadınlar yan yana gelip dertlerini anlatmaya başladılar. Kampüs Cadıları burada aslında kendine üniversiteli kadınların öznesi olma yolunda bir hedef koymuştu. Şimdi Denizli, Adana, İzmir, Van, Kıbrıs gibi yerlerde aktif olarak faaliyet yürütüyoruz."
 
'Kadın mücadelesinin sokakta da ayağını oluşturmalıyız'
 
Bütün kadınların içinde bulundurduğu isyan, inat ve gücün açığa çıkarılmasının önemini vurgulayan Gizem, kadınların daha fazla yan yana geleceği zeminlerin oluşturulması gerektiğini kaydetti. Gizem, "Buradan bakıp 'Daha fazla neler yapabiliriz' üzerinden tartışmalar yürütebiliriz. Örgütleyeceğimiz alanlarda kadınları birbirleriyle buluşturabiliriz. Sadece tartışarak değil, kadın mücadelesinin sokakta da ayağını oluşturmak gerekiyor. Feminist mücadeleye biraz düşen de bu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken geçirilmek istenen yasalarla ilgili sesimizi ve mücadelemizi daha çok nasıl yükseltebiliriz? Bunun tartışmalarını yürütmeliyiz" diye belirtti.
 
'Tüm kadınları bizimle dayanışmaya davet ediyoruz'
 
Kampüs Cadıları'nın eril tahakkümün altında yeni bir mor çember kurmak amacıyla yola çıktığını ifade eden Gizem, geçen 25 Kasım'da Kampüs Cadıları'nın iktidarın saldırılarını teşhir eden bir sloganla alanlarda olduklarını dile getirdi. Geçen yıl 2'nci kadın konferanslarını gerçekleştirdikleri bilgisini paylaşan Gizem, "Tüm Türkiye'deki kadınları çağırdık. Daha sonra hep birlikte yaz kampına gittik. Orada çeşitli atölyeler yaptık. Şuan verdiğimiz atölyelerden biri feminist bir yaşam kurmak üzerine. Kadınların kendi duvarlarını yıktığı ve kendilerini yeniden inşa ettiği bir feminist yaşama tahayyül ediyor. Onun dışında öz savunma atölyesi ve LGBTİQ meselesi üzerinde duruyoruz. Kadınlarla dayanışmak aynı zamanda diğer ötekileştirilmiş meselelere de değinmektir. Mesela Kürt kadınları, LGBTİ'leri, Alevi kadınları yan yana tutabilmenin aslında dayanışmadan geçtiğini tartıştığımız bir zemin içerisindeyiz. Kampüs Cadıları kendini her alanda özne olmak isteyen ve böyle tanımlayan kadınlara açık. Biz tüm kadınları bizimle dayanışmaya, bu platforma davet ediyoruz" dedi.
 
'25 Kasım'da sesimizi duyuralım'
 
Kampüs Cadıları olarak 25 Kasım'a denk gelen süreci bir gün olarak ele almadıklarını söyleyen Gizem, kadına yönelik şiddet tasvirinin sadece bir günle hatırlanacak bir sorun olmadığının altını çizdi. 25 Kasım öncesi 1 aylık etkinlik programlarının olduğunu dile getiren Gizem, cinsel saldırı ve şiddet üzerinden kadınların yan yana geldiği film atölyeleri düzenleyeceklerini belirtti. Film atölyelerinden bir bölümünün Denizli ve İzmir'de başladığını belirten Gizem şunları kaydetti: "Şiddet bir gün mü gerçekleşiyor? Hayır. Şiddet her gün, her saat devam ediyor. Katledilen kadınları tekrar tekrar gün yüzüne çıkartmaya çalışıyoruz. Bunu sadece kadınların yan yana gelerek birbirlerinden güç alabildiği bir gün olarak değerlendiriyoruz. Bu yıl 25 Kasım biz kadınlar açısından özellikle önemli. Çünkü tüm bu ekonomik krizin eşiğindeyken şiddetin arttığı ve siyasal zeminden ayrı olarak değerlendirilemeyecek bir gün. Çünkü kapitalizmin çöküşü ataerkilliği destekliyor.
 
'Yan yana duralım'
 
Erkeklik ve sosyal krizi yeniden derinleştirmeye başlıyor. İşsiz kalan erkek eve gelip eşine, çocuğuna şiddet uygulamaya başlıyor. Kadınlar daha çok eve kapanmaya başlıyorlar. İntiharlar artıyor. Şiddetin tekrar tekrar gün yüzüne çıkartılamadığı bir özel alana tıkılmış oluyorlar. Kadınların şiddete ne kadar maruz kaldığını biliyoruz. Ekonomik ve sosyal şiddet, flört şiddeti, her türlü şiddete ses çıkartmaları için 25 Kasım'da tüm kadınları alanlara davet ediyoruz. Hep birlikte sesimizi duyuralım. Şiddeti görünür kılalım. Bu ataerkil zeminde erkek şiddetine karşı durmanın ancak yan yana durmaktan geçtiğini hep birlikte söyleyelim." 
 
Her türlü saldırıya karşı dayanışma hedefi
 
Kampüs Cadıları, üniversitelerde genç kadınların maruz bırakıldığı şiddet, taciz ya da cinsel saldırıya karşı örgütlenen bir topluluk olarak biliniyor. 2013'ten bu yana üniversitelere bağlı yurtlarda, kampüslerde, sınıfta ve sokakta karşılaştıkları sorunlara karşı ve kadına yönelik her türlü saldırıya karşı bir araya gelme ve dayanışmayı amaç edinen Kampüs Cadıları, Konya, Denizli, Adana, Antalya, Mersin, İzmir, Ankara, Eskişehir, İstanbul, Van, Hatay, Aydın, Antep, Muğla ve daha birçok kentte örgütlenme çalışmalarını sürdürüyor.