Şule’nin avukatından ATK’ye tepki: 5 aydır bu raporu mu hazırlıyordu?

  • 09:01 2 Aralık 2018
  • Güncel
Habibe Eren 
 
ANKARA - Şule Çet’in ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı raporun 19 sayfasının tanık ve şüpheli ifadesine, yarım sayfasının ise sonuca ayrıldığını belirten dava avukatı Umur Yıldırım, raporda savcılığın yönelttiği 5-6 sorunun cevabının olmadığını belirterek, "Sonuç bölümünde İstanbul Adli Tıp Kurumu, ‘Ben üzerime almak istemiyorum’ diye topu atmış. 5 aydır bu raporu mu hazırlıyordu? Bu rapor mu yazılacaktı gerçekten?” diye sordu. 
 
Ankara'da bir plazanın 20. katından aşağı atılarak katledilen üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Şule Çet'in ölümüne ilişkin soruşturmada, beklenen Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya girdi. 29 Mayıs’ta yaşanan olay sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Şule'nin kesin ölüm nedeninin tespiti için dosyayı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na göndermişti.  Raporda, “Sorulduğu üzere düşme öncesi travmaya maruz kalıp kalmadığı, düşme olayının kendi iradesiyle mi meydana geldiği, kazara mı oluştuğu veya bir başkası ya da başkalarının etkisiyle mi meydana geldiği, düşme esnasında şuurunun yerinde olup olmadığı ve öldürüldükten sonra atılıp atılmadığı hususun tıbben bilinemediği, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı oy birliği ile mütalaa olunur" denilirken, cinsel saldırıya maruz kaldığına ilişkin ise bir değerlendirmenin yapılamayacağı belirtildi. 
 
Şule Çet’in avukatı Umur Yıldırım, Adli Tıp raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘19 sayfa şüpheli ve tanık ifadesi yarım sayfa sonuç’
 
Raporun 19 sayfasının şüpheli ve tanık ifadelerinden ibaret olduğunu belirten Umur, “19 sayfa özet var. Yarım sayfa da sonuç bölümü var. Sonuç bölümünde İstanbul Adli Tıp Kurumu, ‘Ben üzerime almak istemiyorum’ diye topu atmış. Olumsuz hiçbir değerlendirmede bulunmamış. Bir kaç husus var. Mesela; Şule’nin anal bir ilişkiye zorlanmış olabileceği yazıyor. Bu zamana kadar bu kadar net ifade eden hiçbir rapor yoktu. İkinci olarak Şule’nin kanında bulunan bir ilaç vardı. Şüpheliler bunu hep ‘Şule’nin psikolojisi bozuk antidepresan kullanıyor. İntihara meyili var’ diye kullanırdı. Bunun denildiği gibi bir ilaç olmadığı, uyku bozukluğu için kullanıldığı noktasında bir değerlendirme var” diye konuştu.  
 
‘Savcılığın yönelttiği hiçbir sorunun cevabı yok’
 
Bunların haricinde raporda, savcılığın yönelttiği 5- 6 sorunun cevabının olmadığını kaydeden Umur, “Mesela; savcılık şey demişti: ‘Öldürüldü mü atıldı? Yoksa düştüğünde mi öldü?’ Bu sorunun cevabı yok. ‘Şule itilerek mi atıldı? İntihar mı etti?’ Bu sorunun da cevabı yok. ‘Veya bir itişme esnasında mı oldu yoksa Şule’yi tutmak isterken mi oldu? Bunla ilgili bir değerlendirme yapabiliyor musunuz?’ demiş. Bunun cevabı da yok. Yani dosyanın özüne yönelik sorulara cevap verilmemiş. ATK sorumluluğu maalesef kendi üzerinde atmış.”
 
‘Kurum 5 aydır bu raporu mu hazırlıyordu?’
 
Dosyanın 4-5 aydır İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda olduğunu vurgulayan Umur, şöyle devam etti: “Sırf bundan dolayı bir savcı değişti. İstanbul Adli Tıp Kurumu 5 aydır bu raporu mu hazırlıyordu? Bu rapor mu yazılacaktı gerçekten. 5 aydır yarım sayfa bir rapor hazırladı. Bu gerçekten garip bir durum. Hiçbir sorunun cevabı yok. Kendi üzerinden atmış dosyayı. Daha da vahim olanı şu; bu raporun en son düzenlenme tarihi Kasım’ın 7’si. On birinci ayın yedisinde savcılığın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na bir talimatı var. Diyor ki; ‘02.39’da atılan bir mesaj var. Tanık ifadesi ve HTS kayıtları var. Şule 03.50’de atıldı plazadan. Yani Şule’nin öldürülüp atılmış olma ihtimali var. Buna dikkat ederek incele’ şeklinde bir müzekkere yazmış. Aynı gün Adli Tıp Kurumu’ndan rapor çıktı. Bu hususu göz önüne almadan nasıl karar veriyorsun? Veya bu kadar hızlı bir karar veriliyorsa neden 5 aydır biz bekledik. Garip dediğim nokta bu.”
 
‘Rapora itiraz edeceğiz’
 
Şule’nin itilerek mi atıldığı yoksa yüksekten mi düştüğüne yönelik raporu kendilerinin alabileceğini ifade eden Umur, daha önce bir dosyada Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) bu tarz bir rapor alındığını hatırlatarak, “Bununla ilgili üniversitelerin fizik veya matematik bölümlerinden bir rapor aldırmayı düşünüyoruz. İkinci olarak Adli Tıp Kurumu’nun vermiş olduğu rapora ilişkin itirazımızı yapacağız. Savcılık makamı İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun ihtisaslaşmış bir bölümünden veya farklı bir ilden bir rapor aldırabilir. Sonrasında iddianame düzenlenecek ve kovuşturma aşamasında tekrar inceleyeceğiz” dedi.  
 
‘Bu bir cinayet ama dosya intihar olarak açıldı’
 
Bunun intihar değil bir cinayet olduğunun altını çizen Umur, “Artık bu su götürmez bir gerçek. En başından beri böyleydi. Fakat bunu intihar dosyası olarak açtıkları için bu kadar yanlış bir süreç ilerletildi. Yeni savcının, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın bu dosyaya dair tutumu artık çok net. Gereken her şeyi yapıyorlar sağ olsunlar ama bir an önce hak ettikleri cezayı almalarını istiyoruz. Fazlası veya eksiğini değil. Şüphelilerin anlattığı bir olay örgüsü oluşmadı. Bunlar kurgu ve hayal ürünü. Bunu biliyoruz. Bunlar ortaya çıktı ama bir an önce de hem aile adına hem de kamuoyu adına bir nokta konulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Cezanın caydırıcı olması gerekiyor’
 
Failler bunun sonucunda ceza almadığı takdirde, başkalarının da bu suçlara yöneleceğini ve daha fazla cesaretleneceğine dikkat çeken Umur, “Verilecek cezanın caydırıcı olması gerekiyor. Bu yola bir daha kimsenin girmemesi gerek. Öbür haliyle düşünmek dahi istemiyorum,  kamuoyunda olumsuz bir düşünce yaratır” diye belirtti.