‘Cezaevlerindeki hukuksuzluk ‘yönetmelik’ adı altında meşrulaştırılıyor’

  • 09:10 20 Aralık 2018
  • Güncel
Rengin Azizoğlu
 
VAN - Van Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Simin Atabay, cezaevi idarelerinin cezasızlıktan aldıkları güven ve cesaretle yaptıkları tüm hak ihlallerini “yönetmelik” adı altında meşrulaştırdığını belirterek, “Şu an cezaevlerinde intikam alma durumu söz konusu. Tüm cezaevlerinde işkence var. Son bir yılda en büyük hak ihlalleri ise Trabzon, Patnos, Elazığ ve Van F Tipi cezaevlerinde yaşanıyor”
 
Van Barosu Cezaevi Komisyonu Üyesi Simin Atabay, son bir yılda cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini, anneleriyle birlikte cezaevinde tutulan çocukların, hasta tutsakların durumunu, dayatılan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savunma özgürlüğünün engellenmesini değerlendirdi.
 
‘Cezaevlerinde intikam alma durumu söz konusu’
 
Bir insanın hapsedilmesinin onun demokratik ve insani haklarından mahrum kalması anlamına gelmediğinin altını çizen Simin, cezaevlerinin şu an kanun dışılığın vücut bulmuş haline dönüştüğünü söyledi. Özellikle Olağanüstü Hal (OHAL) ilanından sonra devam eden süreçte kanunsuzluğun en üst seviyeye çıktığını dile getiren Simin, “Son bir senede artış göstermesinin sebebi, kanunların yetersizliğinden ve cezaevlerinin keyfilikle yürütülmesinden kaynaklı. OHAL ve KHK’ler bir meşrulaştırma aracı olarak kullanılıyor. Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin bize gelen cevaplar ‘Yönetmelik böyle olduğu için bunu uygulamak durumundayız’ şeklinde oluyor. Fakat bakıldığında normlar hiyerarşisi diye bir şey var. Normlar hiyerarşisinde Anayasa bütün hiyerarşilerin üstündedir ancak cezaevi yönetimi keyfi bir şekilde ‘yönetmelik’ diyerek işkenceyi uygulanabilir kılıyor. Şu an cezaevlerinde intikam alma durumu söz konusu” diye belirtti. 
 
‘Türkiye’deki tüm cezaevlerinde işkence var’
 
Hak arama hürriyetinin herkese Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile verilmiş olan bir hak olduğunu ekleyen Simin, “Türkiye’deki tüm cezaevlerinde fiziki baskı, cinsel şiddet, kötü muamele ve en önemlisi işkence bulunuyor. Sağlık haklarına erişimin engellenmesi, odalardaki ortak kullanım alanlarına kamera yerleştirilmesi, düzenli olarak su ihtiyaçlarının karşılanmaması, mektupların sansürlenmesi, kitaplara el konulması durumları söz konusu. Hastaneye gidiş ve gelişte, bir yerden bir yere nakil durumunda çıplak arama dayatması uygulanıyor. Karşı çıkan tutsaklar darp ediliyor. Tutanak tutulması talebinde bulunan tutsaklara izin verilmiyor” diye aktardı. 
 
‘Trabzon, Patnos, Elazığ ve Van’da hak ihlalleri had safhada’
 
Son bir yılda Trabzon, Patnos, Elazığ ve Van F Tipi cezaevlerinde en büyük hak ihlallerinin yaşandığının altını çizen Simin, Van F Tipi Cezaevi’nde Kadir Karabak ve Naci Yıldırım’ın açlık grevinde olduğunu ve 100’üncü günlerine ulaşmak üzere olduklarını aktardı. Patnos Cezaevi’nde içme suyuna lağım suyu karışmış olmasından kaynaklı tutsakların zehirlendiğini, kameraların tuvaletleri ve banyoları görecek şekilde yerleştirildiğini, 16 kişilik odalarda 32 kişinin kaldığını ifade eden Simin, Elazığ Cezaevi’nde tutsaklara ters kelepçe takıldığını, süngerli odada işkence yapıldığını söyledi. Trabzon Cezaevi’ne bir heyet gönderildiğini belirten Simin, “Tehditler, süngerli odaya götürülüp işkence edilme durumu söz konusu” dedi.  
 
‘Cezaevi çocukta travmaya neden oluyor’ 
 
Anneleriyle birlikte cezaevinde bulunmak zorunda bırakılan çocukların yaşadıkları sorunlara da değinen Sinim, şöyle dedi: “Anneleri cezaevine giren çocukları 3 koşul bekliyor. Ya anneleriyle beraber cezaevine giriyorlar ya bir yakınlarının yanında kalıyor ya da eğer anne izin verirse devlet koruması altına alınıyorlar. Anneler güvenlik korkusuyla çocuklarını yanlarına alıyorlar. Anneleriyle beraber cezaevinde olan çocuklara yatak verilmiyor. Özellikle emekleme çağında olan çocuklar bu anlamda sıkıntılar yaşadıkları için 3 yaşına kadar yürümekte zorluk çekebiliyorlar. Konuşmasında çok ciddi gerilemeler, yapılan araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır. Annelerine verilen ekmeği bölüşmek durumunda kalıyorlar. Çünkü onlara ekstra ekmek verilmiyor. Dar bir alan olduğu için çocukların kendini ifade etmelerinde ya da gelişimlerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. En önemlisi anneleri hücre cezası alan çocuklar da anneleriyle beraber hücreye alınıyorlar. Hastalık koşullarıyla ilgili çok acil durumlar olmadığı sürece yetişkinlerle aynı prosedür uygulanıyor. Verilen ilaçlar en erken 2 gün sonra çocuğa ulaştırılıyor. Hastaneye götürülme şekilleri de anneden bağımsız gerçekleşiyor. Maalesef bu uygulamalar çocukta ciddi bir travma oluşturuyor.” 
 
‘Çocuklar için yeni düzenlemeler yapılmalı’
 
Çocukların cezaevlerinde olmaması gerektiğini vurgulayan Simin, “Çocuklar cezaevlerine girdiklerinde kendilerini koruma içgüdüsüyle birçok başka suça sürüklenme durumu yaşanmaktadır. Çocuklar için başka psikolojik ve sosyolojik düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Yapılan araştırmalar cezaevinden çıkan çocukların suç işleme oranının yüksek olduğunu gösteriyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca yeni düzenlemeler yapılmalı” ifadelerini kullandı.  
‘Tutsaklar hastaneye ters kelepçeyle götürülüyor’
 
Hasta tutsakların sağlık hakkına erişimlerindeki engelleri de aktaran Sinim, şu bilgileri verdi: “Hasta tutsakların revire çıkmak için idareye bir dilekçeyle bunu bildirmeleri gerekir. Acil durumlar hariç en geç bir gün sonra hasta tutsaklar revire çıkarılır. Hastaneye gidilmesi gerektiği durumlarda revirdeki doktorun idareye hastaneye gidilmesi gerektiği belirtilen bir yazı yazması gerekiyor. Daha sonrasında tutsağın aynı gün içerisinde hastaneye sevki yapılmalıdır. Ancak maalesef ‘revirde doktor yok’ gerekçesiyle tutsaklar revire dahi çıkarılmıyor. ‘Jandarma yok, araç bozuk’ gibi gerekçelerle hastaneye gitmeleri engelleniyor. Hastaneye gitmiş olan hastanın normal şartlarda doktor kontrolünde kelepçelenmemesi gerekirken bu prosedür uygulanmıyor. Hasta doktor ilişkisinin özel ve gizli olması gerekirken jandarmanın hastaları kelepçeyle doktor karşısına çıkardığı gibi gizlilik kuralı da ihlal ediliyor. Tutsakların ters kelepçeyle götürülme durumları oluyor. Bu durumlardan kaynaklı tutsaklar hastaneye gitmek istemiyorlar. Sağlık hakkı Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvenceye alınmış bir haktır. Bir insanın cezaevine konulması insanı haklarının ellerinden alınması anlamına gelmez.”
 
‘SEGBİS yüz yüzelik ilkelerine aykırı’
 
Tutsakların SEGBİS’le bağlanmaya zorlanarak kendilerini savunma haklarının ihlal edildiğine de dikkat çeken Simin, “Sanık 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanıyorsa SEGBİS’le savunma yapmak mümkün değildir. Bu doğrudanlık ve yüz yüzelik ilkelerine aykırıdır. Güvenlik ve uygulamada güçlük olmadığı ve sanığın duruşma salonuna gitmek istediği hallerde bile maalesef çeşitli hallerde bile bu duruma engel olunuyor. Sanık duruşma salonunda hazır bulunduğu halde duruşmaya çıkmasına engel olunuyor. Sanığın savunma hakkı yok sayılıyor. AİHS’nin 6. maddesi sanığın yüz yüze ifade vermesi, yüz yüze sorguya çekilmesinin önemine vurgu yapar” diye konuştu.  
 
‘Yapılan tüm başvurular sonuçsuz kalıyor’
 
Van Barosu Cezaevi Komisyonu’nun yeni bir oluşum olduğunu Trabzon Kapalı Cezaevi, Patnos Cezaevi ve Van F Tipi Kapalı Cezaevi ile ilgili çalışmalar yaptıklarını ifade eden Simin, “Cezaevi idareleri cezasızlıktan aldıkları güvenle ve cesaretle yaptıkları tüm hak ihlallerini ‘yönetmelik’ adı altında meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Yapılan tüm başvurular sonuçsuz kalıyor. Hangi cezaevinde olursa olsun bize gelen talepler doğrultusunda bu konunun takipçisi olacağız. Uygun koşullar sağlanana kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Buradan tüm duyarlı sivil toplum örgütlerine ve kurumlara sesleniyoruz; yeterli bir kamuoyu oluşturursak işkencenin önüne geçebiliriz” dedi.